İstanbul’dan kaçmak için güzel bir tercih Şile – Ağva. Ama herkes bizim gibi düşündüğü için güzel havalarda haftasonları oldukça kalabalık oluyor benden söylemesi. Mümkünse hafta içi gidin derim ama sadece hafta sonunuz varsa da kapalı AVM’de gezmektense kalabalık da olsa doğada vakit geçirmek çok daha güzel bir tercih olacaktır.

Öncelikle Şile’den başlayalım. Açıkçası Şile bizim için biraz hayal kırıklığı oldu. İlgimizi çeken, kesinlikle görülmesi gereken bir şeyle karşılaşmadık biz. Büyük bir plajı var. Yazın denize girmek için gelen kişi sayısı oldukça fazla bu yüzden ama denizi karadeniz olduğu için dalgalı ve derin. Üstelik de soğuk. Ege denizinden sonra çok cezbetmiyor açıkçası 🙂 Ama tabiki İstanbul’da olup da çok yol gitmeden deniz keyfi yapmak isteyenler için ideal olabilir.

Biz Şile’nin merkezinde kısa bir tur yaparak Saklıgöl’e geçtik. Burası çok daga hoşumuza gitti bizim. Çünkü doğayla iç içesiniz 🙂 Büyük bir göl, etrafında patikalar ve orman düşünün.Güzel bir işletme de var. Sabah kahvaltısı veya kendin pişir-ye sisteminde ızgara mangal keyfi yapabileceğiniz bir yer burası. Ben kendi mangalımı kendim yapmak istiyorum diyenler için gölün üzerinde üstü kapalı çardakları da var; ben uğraşmak istemiyorum keyif yapayım diyen için gölün üzerinde ahşaptan asma bir restoranları da var.

Ayrıca gölün hemen alt tarafında bisiklet kiralayabileceğiniz bir yer de var. Gölün etrafında dağ bisikletiyle keşif yapabileceğiniz kısa ve uzun olmak üzere 2 tane bisiklet parkuru mevcut.

Ağva’ya ise Şile’den devam ederek biraz daha dağ yollarını aşarak varıyorsunuz. Ağva, Latince “iki dere arasına kurulmuş köy” ve “su” anlamına geliyormuş. Göksu ve Yeşilçay derelerinin arasında kalan küçük ve şirin bir kasaba burası. Çok güzel butik oteller ve kahvaltı mekanları var. Ama biraz pahalılar.

Biz gittiğimizde Park Mandalin de kaldık. Mandalin ağaçlarının arasındaki bu tatlı butik otel tam nehrin kıyısında. Kahvaltı dahil şeklinde çalışan bir işletme burası.

Kahvaltısı da bol çeşitli ve güzeldi. Biz farklı konseptini beğendiğimiz için tercih etmiştik ve memnun kaldık ama o paraya değer mi derseniz; açıkçası değmeyebilir.

Ağva küçük bir kasaba olduğu için merkezinde yapılacak çok bir şey yok. Yaz aylarında nehirde kano yapılıyormuş. Biz gittiğimizde kış olduğu için yoktu ama sırf onun için bir kez daha gideceğiz. O zaman tecrübelerimi sizinle paylaşacağım.

Burada yapılacak en güzel şey kaldığınız hostelden bir harita alıp burada bolca mevcut olan trekking rotalarından size uygun olanını seçip yürümeniz olacaktır. Biz 3 tane parkurunu yürüdük.

Kilimli Parkuru;

Yaklaşık 5 km’lik bir parkur olan bu rota oldukça keyifli. Denizin kenarından gittiğiniz kısımlarda manzara büyüleyici. Zorluk derecesi 1-2 olarak geçiyor. Zor değil ve rahatlıkla yürünebilir. Biz kış aylarında gittiğimiz için ormanın iç tarafları oldukça çamurluydu o yüzden tam turu tamamlayamadan bitirmek zorunda kaldık ama kesinlikle tavsiye edilir. Kaybolma ihtimaliniz yok ama yine de bilerek gitmek istiyorum derseniz Wikiloc uygulamasını indirerek bu parkuru yürüyenlerin rotasını takip edebilirsiniz.

Aşıklar Yolu;

2 km’lik bir yol olan Aşıklar Yolu öyle trekking parkuru değil de daha çok gezinti yolu gibi düşünülebilir. Nehrin kenarında yeşilin her tonunu görebileceğiniz kartpostallardaki gibi bir manzara sunan bu yolu yürümeden Ağva’dan dönmeyin sakın 🙂

Hacıllı Parkuru;

Bu parkurla ilgili ayrıntılı bilgi için Hacıllı yazıma göz atabilirsiniz. Şelaleye kadar olan kısmı gidiş-dönüş yaklaşık 6 km’dir. Fakat yazıda da ayrıntılarıyla belirttiğim gibi bu parkuru uzatıp renklendirmek size kalmış 🙂

Share:

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *