Öncelikle yazıya başlamadan önce size bir şey itiraf etmem gerekiyor. Bunca yıldır kendimi bir tatlı bağımlısı olarak görüyordum. Tatlı en büyük zaafımdı. Bu kadar sporla iç içe olmama rağmen tatlıdan hiçbir zaman vazgeçemedim. Tabi ki  çok çok abarttığım söylenemez ama abarttığım zamanlar da yok değildi. O kadar ki tatlı yemek için yemeği az yerdim çoğu zaman. O tatlıdan aldığım fazla kaloriyi az yiyerek ya da fazla spor yaparak dengelemeye çalışıyordum. Ta ki bu konuya gerçekten yoğunlaşana kadar.

Bundan önce birkaç kez başarısız girişimlerim oldu. İlk denemem 2 yıl önce uyguladığım bıktırma yöntemiydi. Bir akşam ne kadar çok sevdiğim tatlı, çikolata ürünü varsa koydum önüme ve tek oturuşta sırayla yedim hepsini. Önümdekiler bittiğinde midem bulanıyordu, beynim yanıyordu resmen. Tamam dedim bu iş oldu. Bundan sonra tatlı falan yiyemem artık. Sonuç? Yüksek oranda başarısızlık maalesef. Yüksek oranda diyorum çünkü bıktırma yöntemi az da olsa belirli tatlılarda işe yaramıştı. Kaşık kaşık nutella yemenin sonucunda o günden sonra neredeyse hiç nutella yemedim diyebilirim. Bir de çikolatadan uzaklaşmamı sağladı. Artık öyle normal bir çikolatayı kolay kolay canım istemiyordu. Ama bunun dışında sütlü ve çikolata tatlıları ya da dondurma gibi hafif tatlılara olan zaafım olduğu gibi devamdı.

İkinci girişimim ise 1 yıl önceki “Şekersiz 21 Gün” denememdi. Deneme diyorum çünkü 10. günde patladım. Resmen ölüyorum bana tatlı verin modunda geziyordum ortalıkta. O 10 günü de çılgınlar gibi kuru meyve yiyerek idare etmiştim zaten. Sonuç olarak bu denemem de böylece elimde patlamıştı ve tatlıya olan zaafımı kabul edip onunla yaşamaya karar vermiştim. Ama bir taraftan da sporun ve sağlığın bu kadar içinde olup böyle davranmak da hoşuma gitmiyordu ve kendim hiç zorlamadan sınırlandırmadan bu konuda biraz araştırma yapmaya başladım.Yani yapmam gerekiyor zorunluluğunu bir kenara bırakarak gerçekten beynimin de buna hazır olduğuna ikna olarak araştırmaya başladım. Çünkü olay gerçekten beyinde bitiyor. Sonuç olarak önüme 3 tane belgesel çıktı. Bu belgeselleri izledikten sonra yediklerimi, satın aldıklarımı bir kez daha düşündüm ve bunu bir şekilde değiştirmem gerektiğinin artık farkındaydım. Daha da önemlisi bunu gerçekten istiyordum.

Belgesellere gelecek olursak ;

  1. That Sugar Film: Bu belgesel aralarında beni en çok etkileyen oldu. Avusturalyalı bir adam şekerin vücuda etkisini göstermek için 3 ay boyunca kendi vücudunda deneyler yapıyor ve deneyin her aşamasını da bize gösteriyor. Kesinlikle izlemelisiniz. “Ne yapıyorum ben?” dedirtiyor resmen.
  2. Food, Inc : Amerika’daki sağlıksız gıda üreten, çevreye zarar veren büyük firmaları ele alan oldukça çarpıcı bir belgesel.
  3. Fed Up: Bu belgesel de gıda endüstrisinin nasıl bir algı operasyonu içinde olduğunu, insan sağlığını nasıl etkilediğini apaçık ortaya seren bir yapım. İzledikten sonra özellikle Fast Food’a bakış açınız değişiyor.

Yediklerinizi, içtiklerinizi önemsiyorsanız, sağlığınıza kıymet veriyorsanız bu 3 belgeseli mutlaka izlemelisiniz. Tamamen bırakamasak da en azından bazı yanlış beslenme alışkanlıklarımızı değiştirerek başlayabiliriz. Örneğin ben bu belgeselleri izledikten sonra (yaklaşık 2 aydır ) paketli gıda tüketmiyorum. Şekerli ürün yememeye çalışıyorum. Sadece 2 haftada bir evde kendim tatlı yapıyorum ve onu tüketiyorum. Evet o da zararlı kesinlikle ama en azından şu an için kendimi bu şekilde ödüllendiriyorum. Kim bilir belki zamanla onu da azaltırım bilmiyorum. Ama artık bildiğim bir şey var ki şekerin vücudumuza verdiği zarar bizim bildiğimizi sandığımızdan çok çok daha fazla. Ve sağlıklı yaşamak, temiz beslenmek gerçekten insana kendini mutlu hissettiriyor.

Share:

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *