Sağlıklı yaşam dediğimizde ilk akla gelen spor olsa da beslenme de spor kadar önemli vücut sağlığı için. Peki nasıl beslenmeliyiz?

İşte burada birçok seçenek mevcut. Her gün yeni bir diyet çeşidi çıksa da sizin için en popüler olanlarını derledim bu yazıda. Hangi diyet nedir, nasıl yapılır, nelere dikkat edilmelidir; kısaca açıklayacağım.

Dukan Diyeti

Dukan diyeti, Fransız beslenme uzmanı Pierre Dukan tarafından hazırlanan protein diyetidir. Yani bu diyette protein ağırlıklı besinler alıyorsunuz. Kısa sürede kilo vermek isteyenlerin başvurduğu bir diyettir. Özellikle bundan birkaç yıl önce çok fazla popüler olan; çevremizdeki birçok kişinin en azından bir kez denediği bir diyet bu.

Peki nasıl yapılıyor?

Dukan diyeti 4 evreden oluşuyor. Evrelerin süresi vermek istediğiniz kiloya göre değişiyor.

1. evre atak evresi. Bu evrede asıl amaç metabolizmayı şaşırtmak. Bu evrede sadece yağsız protein yiyebiliyorsunuz. Bir de günde 1,5 yemek kaşığı yulaf ezmesi. Bu evre iç organların sağlığı açısından max 1 hafta olmalı.

2. evre olan seyir evresinde ise yağsız proteinlere nişastasız sebzeler eşlik ediyor. Bu evrede yulaf ezmesi 2 yemek kaşığına çıkıyor. Bu evrenin süresi 1-12 ay arasında değişiyor.

3. evre ise güçlendirme evresi. Bu evrede protein ve sebzenin yanına sağlıklı karbonhidrat ( tam buğday ekmeği vb.), meyve ve peynir çeşitleri ekleniyor. Bu evrenin belirli bir süresi yok ancak bu aşamaya kadar kaç kilo verdiyseniz o kilonun 10 katı kadar gün bu evreyi uygulamanız gerekmektedir.

Ve son evre olan koruma evresinde ise net sınırlar yok. Burada amaç o zamana kadarki emekleri boşa çıkarmadan vücudunuzun kavuştuğu yeni formu korumak için beslenmenize dikkat etmek ve spor yapmak. Yani bunu bir hayat standardı haline getirmek.

Ketojenik Diyet

Ketojenik diyet; düşük karbonhidratlı bir diyet çeşididir. Bu diyette karbonhidrat bakımından oldukça düşük; protein ve yağ bakımından zengin yiyecekler tüketilmektedir.

Yağ ve protein oranı yüksek fakat karbonhidrat açısından oldukça zayıf olan diyetin adı “Ketozis” teriminden geliyor. Ketozis; vücudun enerji elde etmek için yağları yakması sürecine deniyor.

Genellikle ketojenik diyetlerde günlük kalori alımının %65’i proteinden, %30’u yağlardan ve %5’i de karbonhidratlardan elde ediliyor.

Bu beslenme şekli yüksek oranda yağ içeriyor fakat burada kullandığınız yağın çeşidi de önemli tabiki.  Zeytinyağı, tereyağı, hindistan cevizi yağı tüketebilirsiniz. Trans yağlar kesinlikle diyete dahil değil.

Diyette tüketilen proteinlere gelecek olursak; bütün kırmızı ve beyaz etlere ek olarak güzel protein kaynağı olan peynir çeşitleri ve yumurtayı da söyleyebiliriz.

Karbonhidrat konusunda fazlasıyla cimri bir diyet çeşidi olduğu için bu beslenme programında tüketeceğiniz besinlerin nişastasız olmasına dikkat etmeli, olabildiğince yeşil yapraklı sebzeleri tercih etmelisiniz.

Pek ya meyve? Bu beslenme programı meyveyi oldukça kısıtlıyor. Oldukça az ve sınırlı ölçüde yemelisiniz. Ayrıca yediğiniz meyveleri de şeker oranı düşük olanlardan seçmeniz gerekiyor.

Karatay Diyeti

Karatay diyeti diğer diyetlerin aksini söyleyen bir beslenme çeşididir. Bu diyetteki en önemli detay ara öğünlerin olmaması. Canan Karatay, metabolizmanın çalışması için vücudun açlığı da hissetmesi gerektiğini söylüyor. Bu yüzden günde 2 veya 3 ana öğün olmalı ve öğünler arasında da 4-5 saat olmalı diyor. Ara öğünde besin tüketmek yerine bitki çayı veya ayran içebilirsiniz.

Karatay diyetinde öyle net sınırlar veya süre yok. Bu diyette beslenme şeklinizi bu şekilde belirleyip ömür boyu böyle beslenmeniz asıl amaç.

Karatay diyetinin en önemli öğünü kahvaltı. Vücuda enerji verecek yüksek kalorili bir kahvaltı yapmalısınız. Tabi yüksek kalori derken sağlıklı besinlerden bahsediyoruz.

Karatay diyetinde yasak olan şeyler; rafine şeker, bütün unlu mamuller, patates, trans yağlar ve kavrulmuş kuru yemişlerden uzak durmalısınız. Meyveyi de günde 1 porsiyonu geçmeyecek şekilde tüketebilirsiniz.

Peki neler yiyebiliriz?

Protein açısından zengin yiyecekler, nişastasız sebzeler, şeker oranı düşük meyveler, zeytinyağı, tereyağı ve çiğ kuru yemişleri gönül rahatlığıyla tüketebilirsiniz.

Paleo (Taş Devri) Diyeti

Türkiyede daha çok Taş Devri diyeti olarak bilinen bu diyet son zamanlarda sporcuların ve ünlülerin favorisi. Paleo diyeti besinleri en doğal haliyle tüketmeye odaklanan bir beslenme çeşididir. Adını dünyadaki tarih öncesi dönem Paleolitik Dönem’en alıyor.

Paleo diyetinde eski dönemde ilk insanların yaşayış ve beslenme şekilleri göz önüne alındığı için işlenmiş gıdaların hiçbirine yer yok. Tamamen doğal yolla elde edilebilen ürünler bu diyetin temelini oluşturuyor.

Paleo diyeti ayrıca besinlerin daha çok çiğ (raw)  tüketilmesi gerektiğini savunuyor. Bu çiğ yiyecekler de toplamda diyetin %60’ını oluşturmalıdır.  Bu diyette un, şeker, baklagiller, tahıllar ve nişasta içeren meyve-sebzeler tüketilmemesi gerekenler arasında. Peki vücudumuzun gereksinimi olan  karbonhidratı nereden alacağız? Bunu da gün içerisinde tükettiğimiz taze meyve ve sebzelerden karşılıyoruz. Kısaca bu diyetin özünde protein ve lif ağırlıklı beslenme yatıyor.

Peki ya benim önerim?

Tüm bu diyet çeşitlerini sizlerle paylaştıktan sonra kişisel fikrimi de söylemek istiyorum. Asıl önemli olanın A diyeti, B diyeti değil de hayat standardı haline gelebilecek bir beslenme ve egzersiz programı olduğunu düşünüyorum. Yani belirli bir diyeti içerdiği birçok yasakla birlikte belirli bir sürede yapmak psikolojik açıdan bizi mutlu edecek bir şey değil. Yasak olanın her zaman daha cezbedici olduğunu da göz önüne alırsak kısa süreli bir diyet uygulamaya çalışmak yerine ilk adım olarak hayatımıza düzenli sporu eklemeliyiz. Bu olmazsa olmaz şart bence. Bundan sonraki adım da beslenme düzenimizdeki yanlışları ufak ufak kaldırmaya çalışmak olmalı.

Kendinize;

Haftada sadece 1 gün şeker yiyeceğim,

Beyaz ekmeği hayatımdan çıkarıp tam buğdağ, çavdar, kepek ekmeği tüketeceğim,

Akşamları geç saatte bir şey yemeyeceğim,

gibi hedefler belirleyebilirsiniz.

Tabiki arada tatlı, cips, çikolata gibi zararlı ama cezbedici kaçamaklar olacaktır. Önemli olan bunları minimumda tutarak beslenme ve egzersiz sistemimizi bir hayat standardı haline getirmek.

Bunu başarırsak gerisi zaten gelecektir 😉

Share:

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *