El Camino De Santiago, İngilizce olarak Saint James yolu olarak da bilinen bir hacı yoludur. İspanya, Fransa ve Portekiz’deki farklı noktalardan başlayarak, birbirinden farklı rotaları takip edip sonunda Santiago De Compostela şehrindeki yine aynı isme sahip olan katedrale ulaşmak hedef. Yolların en çok tercih edileni Fransa-İspanya sınırındaki bir köyden başlayıp Compostela’da son bulan Fransız Yolu. Biz de bu rotayı yürümeye karar verdik.

Eskiden Katolikler bu yolu ibadet için yürürlermiş ama günümüzde insanların bu yolu yürüyüş amaçları genelde daha farklı. Bazıları hala ibadet için yürürken bazıları spor amaçlı, bazıları ise içsel başka sebeplerden ötürü yürüyor. Bizim yürüyüş amacımız ise yapmadığımız bir şey yapmak ve gerçek anlamda sınırlarımızı görmek 🙂 Ayrıca günlük hayatın koşturmacasından, teknolojiden ve modern hayattan uzaklaşmak.

Sınırlarımızı görmek dedim çünkü yukarıdaki haritada da gösterdiğim gibi yol oldukça uzun. Toplamda yaklaşık 800 km olan bu yol için 1 aya ihtiyaç olduğu yazıyordu araştırdığım yerlerde. Bu da demek oluyor ki günlük ortalama 25-30 km yürümemiz gerekiyor. Biz herhangi bir aksilik olma durumunu da göz önüne alarak 35 gün ayırdık kendimize bu yürüyüş için. Erken biterse sonunda ödül olarak tatil yapacağız İspanya’da 🙂

Camino Avrupa’da çok bilinen bir yol. Hatta her yıl 300 000’den fazla insan yürüyormuş bu yolu. Ama tamamını yürüyenlerin sayısı bu kadar değil elbette. Genellikle insanların çoğunluğu yolun bir kısmını ve özellikle de rotanın en güzel olduğu söylenen son 100 km’lik kısmını tercih ediyorlarmış. Biz bu yola girdiysek tam olsun bari dedik ve hepsini yürümeye karar verdik. İyi mi ettik kötü mü ettik tecrübe ederek öğreneceğiz 🙂

Camino yolu Avrupa’da çok bilinen bir yol olmasına rağmen bizim ülkemizde çok bilinmiyor. Hatta karar verene kadar biz de bilmiyorduk 🙂 Bu yüzden yolu yürüyen Türk sayısı oldukça az. Hatta Fransız yolunun tamamını yürüyen Türk var mıdır bilmiyoruz. Bu konuyla ilgili bir istatistiğe ulaşamadık fakat Fransız yolunun tamamını yürüyen ilk Türk çift olma ihtimalimiz yüksek sanırım 🙂

Camino’yu yürümek dışında bisikletle tamamlayanlar da vamış. Bu da güzel bir seçenek olabilir ilgilenenler için. Belki ileride başka bir rotasını da bisikletle deneriz kim bilir.

Bu yolun iki tane ritüeli var. Birincisi Sarı Deniz Kabuğu. Yolu yürüyen herkesin çantasında veya boynunda en az bir tane sarı deniz kabuğu asılı olurmuş.

İkinci ritüel ise; yolu yürümeye başladığınız ilk yerde size bu yol için temsili bir pasaport veriyorlarmış. Pasaportun tabi ki sadece manevi bir anlamı var. Yürüyüş boyunca gittiğiniz her hostelde, cafede, restoranda her biri farklı desen ve renkte olan damgalardan basıyorlarmış pasaportunuza. Sonra Santiago Katedrali’ne ulaştığınızda da bu pasaportu gösterdiğinizde Latince yazılmış “Yolu Bitirme Sertifikası” veriyorlarmış. Çok güzel değil mi? 🙂

Küçük bir de önerim var bu yolla ilgili 🙂 El Camino yolunu merak edenler; bu yolu yürüyen bir babanın maceralarını ve içsel yolculuğunu anlatan The Way (2010)  filmini kesinlikle izlemeliler 😉

Bu yolu yürümeye karar verdikten sonra ailelerimize ve arkadaşlarımıza söylediğimizde herkes önce bir nasıl yani dese  de kimse çok da şaşırmadı bizi bildikleri için 🙂 Ama herkesin aklında genelde aynı soru işaretleri oluştu. Ben de aldığımız sorulardan yola çıkarak bilgilendirme amaçlı en merak edilen kısımlara açıklık getireyim dedim.

Biz bu yolu yürümeye nasıl karar verdik?

Aslında fazlasıyla tesadüfi oldu. Biz her zamanki gibi kıştan yaz planımızı hazırlamıştık. Orta Avrupa’yı gezmek için gerekli uçak bileti, hostel rezervasyonlarını halledip yazı bekliyorduk. Ama bir taraftan da geziyle ilgili içimize sinmeyen birşeyler vardı.

Sonra Mart ayında CKM’de yapılan Gezgin Zirvesi adlı bir konferansa katıldık. Birçok Türk gezgininin tecrübelerini paylaştığı bir platform. Günde birkaç oturum şeklinde gerçekleştirilen bu söyleşinin zamanımıza uyan oturumuna gittik. Orada 5 farklı gezginin tecrübelerini dinlerken aralarından bir tanesi yürüyerek tek başına dünyayı gezdiğinden ve genellikle Hac yolllarını tercih ettiğinden bahsetti. Biz heyecanla anlattıklarını dinledik orada. Akşam eve geldikten sonra Hac Yolu da neymiş diye internete girdik ve kanımıza o anda girdi işte o heyecan. Artık geri dönüşü yoktu ve sonraki birkaç günki yoğun araştırmalar sonucunda bütün rezervasyonları iptal ettik, uçak biletlerimizi malesef yakmak zorunda kaldık ve buna kesinlikle değer diyerek Camino yolunu yürümeye karar verdik 🙂

Karar verdik ama daha önce hiç yürümediğimiz için bu konuda fazlasıyla tecrübesizdik. Bilen birinin tecrübelerine ihtiyacımız olduğu için bizim bu yola girmemize vesile olan Gezgin Zirvesi’nde heyecanla dinlediğimiz sevgili Dicle Doğan’a sosyal medyadan ulaştım ve durumu anlattım. O da seve seve yardımcı olabileceğini söyledi. Sözleşip buluştuk ve bütün tecrübelerini, önerilerini bizimle paylaştı. Minnettarız 🙂 Dicle daha çok bakir doğayı tercih ettiği için ve yalnız yürüyüş yapması sebebiyle farklı bir rota olan Kuzey Yolunu yürümüş. Biz ilk yürüyüşümüz olduğu için Fransız Yolunu tercih ettik. O yüzden yol hakkında çok ayrıntılı bilgi veremese de diğer bütün teknik konularda bizi fazlasıyla aydınlattı sağolsun. Kendisi şimdi bambaşka bir yürüyüşün hazırlığında. Merak edenler buradan takip edebilirler 😉

Yol nasıl? Düz mü yoksa patika mı yokuş var mı?

Aslında bu sorunun cevabını biz de tam olarak bilmiyoruz 🙂 Ama öğrendiğimiz kadarıyla yol boyunca bazen patika, bazen kara yolu, bazen dağ-bayır bizi bekliyor olacakmış. Bakalım gidip yürüdükten sonra dönünce daha net bilgi verebileceğim.

Nerede kalacaksınız?

Tüm yol boyunca 25-30 km de bazen 40 km de bir küçük İspanyol kasabaları, köyleri var. Buralarda hosteller mevcutmuş. Yolu yürüyen çok insan olduğu için tek konaklama seçeneği hostel değil aslında. Gönüllü evlerinde makul ücretler ödeyerek kalanlar, yine aynı şekilde uygun fiyatlarla kilisede kalanlar da varmış. Bunların yanında bir de çadır seçeneği var. Sırf bu yürüyüş için yeni ve çok hafif bir çadır aldık. Hafif olması çok önemli çünkü sırtımızda dağcı çantalarımızla yürüyeceğiz tüm yolu 🙂

Bütün tecrübeleri yaşamak istiyoruz. Planımız bazı günler hostelde, bazı günler çadırda, bazı günler gönüllü evlerinde veya kiliselerde kalmak. İlk defa kalacak yer rezervasyonu yapmadan bir rotaya başlayacağız. Bu yüzden heyecanlıyım. Plansızlık pek benlik bir şey değil ama bu yolun ruhu bunu gerektiriyor. Ve bu konuda da sınırlarımı görmek hoşuma gidecek 🙂

Ne yiyip içeceksiniz?

Yol üstünde bolca çeşme varmış. O yüzden su sıkıntımız olmaz diye tahmin ediyoruz. Ayrıca her akşam köy kasaba gibi yerlerde konaklayacağımız için kasabadaki süpermarketlerden gün içerisindeki öğünlerimizin hazırlığını yapacağız. Kasabaların arasında yol üzerinde bazı yerlerde mola için küçük kahveciler de varmış. Kahve önemli malum 🙂

Akşam yemekleri için de kasabalarda güzel ‘Daily Menu’ ler oluyormuş doya doya yenilen cinsten 🙂

Ha bir de kasabaların şarapları ve peynir atölyeleri meşhur. Bu bile heyecanlanmama yetiyor 🙂

Yol güvenli mi? Ya yolda kaybolursanız?

Öncelikle yaz aylarında bu yolu yürüyen oldukça fazla insan varmış. Bu yüzden öyle yürürken çok da tek kalınmıyormuş. Bu konuda içimiz rahat. Zaten rota küçük kasabalar ve köylerden oluştuğu için güvenlik bizi ürküten bir konu değil. Ayrıca yolu karıştırmamak adına tüm yol boyunca her yol ayrımında bu rotanın simgesi olan Sarı Deniz Kabuğu varmış. Bu Sarı Deniz Kabuğu simgelerini ve sarı okları takip ederek yürüyeceğiz.

Peki 800 km nasıl yürünür?

İşte bu sorunun şu an bir cevabı yok 🙂 Sadece yürüyerek gezenlerden öğrendiğimiz kadarıyla teknik ekipmanın kalitesi gerçekten önemli. Bu yüzden ayakkabı, çadır, uyku tulumu, baton gibi teknik ekipmanlarımızı yeniledik.

Yürüyüş boyunca çantalarla yürüyeceğimiz için çantaların hafif olması oldukça önemli. O yüzden olabildiğince minimum eşyayla gidiyoruz.

Bunların dışında sağlıkla ilgili olabilecek küçük şeyler için de birkaç medikal alışveriş yaptık.

Artık gerisini de yolda keşfedeceğiz 🙂

Uğur da ben de bu yolu gerçekten sınırlarımızı zorlamak ve ne kadar yapabildiğimizi görmek için yürüyoruz. Amacımız bitirmekten ziyade yolu yaşamak, o yürüyüşü yaşamak. Bu yüzden çok sıkıntılı bir durum olduğunda da ille de bitirmeliyiz gibi bir inadımız yok. Ama bitireceğimize de tabi ki inanarak başlıyoruz bu yola 🙂

Son olarak neden yürüyüş boyunca sosyal medya yok?

Bu kararı gerçekten düşünerek verdik çünkü ikimiz için de sosyal medya önemli. Sosyal medyada geçirdiğimiz zamanlar bazı durumlarda rahatsız edici olabiliyor. Bu rota bizim için çok farklı. Daha çok doğayla, birbirimizle ama en çok da kendi içimizle kalabileceğimiz bir gezi olacak. Bunu başka şeylerin gölgede bırakmasını istemiyoruz. Bu anlamda da sınırlarımızı görmek, ruhumuzu arındırmak istiyoruz. Sadece yakın çevremizle iletişim için Whatsapp kullanacağız. Bir de yanıma defter-kalem alıyorum. Bolca yazacağım. Döndükten sonra da yazdıklarımı detaylarıyla burada paylaşacağım.

Umarım her şey planladığımız gibi gider.

Dönüşte görüşmek üzere 🙂

Edit: Yolla ilgili ayrıntılı bilgi için;

Camino Macerası 1

Camino Macerası 2

Camino Macerası 3

Camino Macerası 4      yazılarını okuyabilirsiniz.

 

Share:

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *