Teknoloji ve sosyal medya konusu var bir de. Biliyorsunuz giderken yol boyunca sosyal medya kullanmama kararı almıştık. Ben bir Instagram bağımlısıydım; Uğur ise Twitter. Ve bu kararı uygulamayı çok istememize rağmen yapıp yapamayacağımıza dair büyük tereddütlerimiz vardı. Giderken uçağa bindiğimiz anda bütün sosyal medya app’lerimizi sildik telefonlardan. İlk gün ikimizde de kocaman bir boşluk oldu gerçekten. Her boş kaldığımızda elimiz telefona gidiyor. Boş vakitler nasıl geçer böyle diyoruz. Neyse başladık biz yürümeye. Yürüdüğümüz ilk gün acaba instagramdaki paylaşımım ne oldu diye merak ettiğimi hatırlıyorum. Sonraki 3-4 gün hiç instagram falan düşünmediğimi, hatta çok da umrumda olmadığını farkettim. Ve büyük bir rahatlamaydı bu benim için. Çünkü öncesinde rahatsız olsam da büyük bir istekle kullanıyordum ben instagramı. Sosyal medya kullanmayınca gün çerisinde yürüyüş ve günlük rutinler bittikten sonrasında bolca boş vaktin oluyor. Eskiden olsa telefonlara yumulup fotoğraf paylaşma derdine düşecekken biz o vakitleri farklı aktivitelerle doldurmaya başladık. Örneğin her gün Albergue’ye varıp yerleşme, duş, çamaşır yıkama, yemek yeme ritüellerini bitirdikten sonra yataklarımızda dinlenirken sudoku çözüyorduk.

Hatta yarışıyorduk 🙂 Sonra bolca kitap okuduk. Yanımızda 2’şer tane kitap götürmüştük. Onları bitirdikten sonra da online kitap indirip telefondan kitap okumaya başladık. Kitap okumayı çok da sevmeyen Uğur 35 günde 4 kitap bitirdi bu sayede. Son 10 günde de minik bir satranç aldık. Ben satrançta çok iyi olmadığım için oynamaktan kaçınırdım hep. Her gün satranç oynayarak geliştirdim kendimi. Şimdi bunları normalde de yapabilirsin zaten diye düşünenler olacaktır. Evet yapabiliriz, yapabilirsiniz. Ama biz açıkçası normal hayatımızda o boş kaldığımız vakitlerin çoğunu elimize telefon alarak dolduruyorduk. O yüzden yolun en güzel artısı bu oldu kendi adıma diyebilirim. Daha çok özüme döndüm. Ve oradayken döndükten sonra sosyal medya kullanımını 1 güne indirelim diye karar almıştık. Geleli 3 hafta oldu ve bu karara uymaya çalışmama bile gerek kalmadı çünkü artık gerçekten o alışkanlık kalmamış. Sadece gerektiğinde girip çıktığım, onun dışında kullanmaya ihtiyaç duymadığım bir şey oldu artık benim için. Bu yüzden mutluyum ve kesinlikle herkese öneriyorum. Arada bir de olsa şöyle 2-3 haftalık sosyal medya inzivası yapın kendinize 😉

Vee final 🙂 Son gün Santiago de Compostela şehrindeki büyük katedrale doğru yürürken ikimizin de yüzünde kocaman bir gülümseme, başarmış olmanın verdiği haz ve bu şahane tecrübenin bitmiş olmasının hissettirdiği hüzün vardı. Evet mutluyduk ve kendimize göre büyük bir şey başarmıştık. Ama birçok insana delice gelse bile üzgündük de aynı zamanda. O an o kilisenin önünde gerçekten anladık ki tüm macerada güzel olan kısım yolun sonundan ziyade yolda bizi karşılayan; düşünmemizi, sorgulamamızı sağlayan; bazen deli gibi acı çektirirken bazen de mutluluktan havaya uçmamıza sebep olan tüm o anılarmış.

Ve bu yolu yürümek fiziksel dayanıklılıktan ziyade tamamen psikolojinde bitirmenle alakalıymış. Gerçekten inanıyorsan ve istiyorsan kesinlikle yürüyebilirsin. Belki 30 günde bitmez de 40 günde biter. Ama biter mutlaka. İster 10 yaşında ol; ister 80 yaşında. İster zayıf ol; ister kilolu. Hiçbir şey engel değil senin kafanın içindeki önyargıdan başka. Yeter ki gerçekten inan; ilk adımı at!

Fazlasıyla uzun bir yazı oldu. Amacım sadece birkaç sayfa bir şeyler yazmaktı ama başaramadım galiba 🙂 Ki hala unuttuğum ve eklemek istediğim binlerce acı-tatlı, komik, sinir bozucu anı var ki.

Aslında döndükten sonra buraya gün gün bir camino günlüğü oluşturmaktı gitmeden önceki hedefim. Ama yürürken değişti fikrim. Camino yolunun ülkemizde çok bilinmemesinden dolayı daha çok insan duysun, bilsin, yürüsün istediğim için; yürürken de bizim gibi Guide’ları olmadığı için zorluk yaşamasınlar diye; en çok da yaşadığımız acı-tatlı anılar, edindiğimiz tecrübeler zamanla unutulup hafızalardan silinmesin ve kalıcı iz bıraksın diye tüm bunları kitaplaştırmaya karar verdim. Becerebilir miyim bilmiyorum henüz. Ama deneyeceğim. En kötü bize hatıra kalır diyorum 🙂 Ufak ufak başlıyorum hazırlıklarına. Bittiğinde gururla ve büyük bir istekle duyurabilme umuduyla…

Şimdilik hoşçakalın 🙂

Share:

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *