Ankilozan spondilit, omurgada hareket kısıtlılığına neden olan iltihaplı bir romatizma hastalığıdır. Kronik bir hastalık olup özellikle 20 ile 40 yaş civarında görülmektedir.

Ankilozan spondilit hastalığının belirtileri özellikle bel, boyun, kalça ağrılarıdır. Yataktan kalkıldığında omurgada kasılma ve sertlik bir diğer belirtisidir. Başlangıç seviyesinde belirtiler azar azar yoklasa da ileri seviyede omurganın belirli bir bölgesinde veya tümünde tamamen hareketsizleşmeye neden olabilir ve omurgada yarattığı tahribat nedeniyle bireyin yaşamında ciddi kısıtlamalara yol açabilir. Bu yüzden birçok hastalıkta olduğu gibi Ankilozan Spondlit’te de erken teşhis ve alınan önlemler önemlidir.

Ülkemizde yaklaşık 200 000 kişide olan bu hastalığa sahip kişilerin  %40’ı maalesef haftalığının farkında bile değildir. Genelde bel ağrısı şikayetiyle ortaya çıkan Ankilozan Spondilit’i  normal bir bel ağrısından veya fıtıktan ayırıcı özellikleri;

  • Belirtileri 20’li yaşlarda başlamaktadır.
  • Boyun-bel hareketlerinde ve her nefes alış verişte göğüs kafesinde ağrı olur.
  • Bir anda değil hafif hafif ağrılar seyreder.
  • Yataktan uyandığında vücutta katılık hissi oldukça fazladır.
  • En önemlisi fıtığın aksine Ankilozan Spondilit’te uzun süre hareket etmediğinde ağrı ve kasılmalar artar; hareket ettikçe de ağrı azalır.

Peki Ankilozan Spondilit hastalığı olanlar ne yapmalı?

Ankilozan Spondlit hastalığınız varsa veya olduğundan şüpheleniyorsanız öncelikle bir romatoloji uzmanına gitmelisiniz. Uzmanın görüşü ve önerisi doğrultusunda ilaç tedavisine başlayabilirsiniz. Ama yalnızca ilaç tedavisi sürecin daha yavaş ilerlemesi demektir. Bu yüzden hastalığın olumsuz etkilerinden daha sağlıklı ve hızlı bir şekilde kurtulmak istiyorsanız mutlaka tedavinizi egzersizle desteklemelisiniz.

Ankilozan spondilit için yüzme, pilates, yoga gibi egzersizler önerilirken; futbol, basketbol, voleybol gibi fazla aktif olan sporlar önerilmemektedir.

Eklemleri açan hareketler ve strech egzersizleri, hastanın duruş ve esnekliğinin korunması için özellikle gereklidir. Boyun, sırt ve bel bölgeleri için yapılan strech hareketleri; göğüs kafesinin esnekliğini korumak için de nefes egzersizleri yapılması oldukça yararlı olacaktır. Bunları bir fizyoterapist eşliğinde yapabileceğiniz gibi temel prensibi ‘nefes’ olan pilatesi de gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz. Düzenli olarak yapacağınız bu egzersizleri hayatınızın bir parçası haline getirdiğinizde ağrılarınızın azaldığını; hatta zamanla tamamen geçtiğini siz de göreceksiniz.

Tedavinizi egzersizle desteklemek isterseniz mutlaka doktorunuzun kontrolü ve onayıyla bunu yapmalısınız. Ayrıca egzersiz için seçtiğiniz eğitmen de önemli 🙂

Güncellenen ” Nereye gitmeliyim? ”  yazısı için tıklayınız.

Share:

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *